 Gülgiller familyasından hoş kokulu meyveler veren dikenli bir çalı bitkisidir. Ahududu ağaç çileği olarak da adlandırılır. Ahududu da üyesi olduğu meyve grubunun diğer meyveleri gibi, kanser gibi hastalıklara karşı koruyucu, erken yaşlanmanın etkilerini azaltıcı antioksidan kapasiteye sahiptir. Kanser oluşumu sırasında bedendeki serbest radikallerin sebep olduğu oksidatif zararı önlemede antioksidantlar en önemli görevi üstlenir.
Ahududu, kanserli hücrelerin çoğalmasını engelleyen ellagik asit adı verilen antioksidanlar ve hastalıklara sebep olan mikroorganizmalarla savaşan, vücutta pamukçuk yapan Candida albicans gibi, bazı mantarların ve bakterilerin oluşumunu, engelleyen antosiyanidin bulunmaktadır. Ayrıca ahududu kroner kalp rahatsızlıkları riskini de azaltır. İçerdiği lifler sayesinde vücuttaki kötü kolesterol seviyesini düşürür. İçeriğindeki yüksek miktardaki antioksidanlatr arteryel duvarlarındaki kötü kolesterol oluşumunu engeller. Stoner ve arkadaşlarının 2002 yılında yaptıkları bir çalışmaya göre, özellikle antosiyanin ve ellajik asitin ağız, yemek borusu, mide ve kolon gibi sindirim yolu kanser tiplerinin tedavisinde etkili olacağı belirtilmektedir. Ayrıca bio-aktif fitokimyasalların hasta doku tarafından emilimin temas yolu ile olmasının başarıyı arttırılacağı belirtilmiştir. Örneğin ağız kanserinde taze ahududu yemek tavsiye edilmektedir. Ahududu, hafif derecede laksatif etki gösterdiği için hazımsızlık ve diyare için yararlıdır. Bunun yanında içeriğinden dolayı adet ve menopoz sorunlarına karşın etkindir.
Yaprakları da çiçekleri gibi şifa için kullanılan ahududunun doğadan yaprak ve çiçeklerini açmalarına az bir zaman kala toplanması önerilmektedir. Yarım avuç taze ya da kurutulmuş çiçeğin bir litre suyun içinde demlenmesiyle hazırlanan ahududu çayı, günde 3–4 fincan olarak önerilmektedir. |