| Doğal mineralli sular şehir şebeke suyundan ve diğer içme suları ve şişelenmiş diğer sulardan farklı nitelikler taşırlar. Doğal mineralli sular yeraltındaki çevrimleri sırasında toprakta bulunan birtakım element ve maddeleri çözündürürler. Bu yüzden, belirli düzey ve oranlarda mineraller ve birtakım eser elementler ve diğer bazı bileşikleri de çözünmüş olarak taşırlar. Bunlar arasında insanda beslenme fizyolojisinde rol oynayan ve olumlu etkileri olanlar da vardır. Diğer yandan, bazılarının insan sağlığı üzerinde olası olumsuz etkileri, bazılarının da su kalitesini olumsuz etkilemeleri nedeniyle, mineralli suların içersinde belirli elementlerin, belirlenmiş sınır değerler üzerinde bulunmaları istenmez. Doğal mineralli sular ve kaynak suları, su çevrimi sırasında yeraltında, meteorolojik sular ile magma kaynaklı (jüvenil) suların değişik oranlarda karışması ile oluşurlar. Bu doğal süreçte, yeraltında farklı biçimlerde rezervuarlarda mineralli su depolanır. Uygun kırık hatları (faylar) veya jeolojik yapılar olan bölgelerde yeraltındaki mineralli sular kendiliğinden yeryüzüne çıkarak doğal mineralli su kaynaklarını oluştururlar. Günümüzde yeraltında hidrojeolojik etüdlerle saptanan mineralli sular bu rezervuarlardan sondaj ile yapay olarak da yeryüzüne alınabilmektedirler. Mineralli sular oluşma süreçleri sırasında insan aktiviteleri sonucu toprağa karışan kirleticilerden (örneğin atık ve kanalizasyon suları, gübreler, sanayi maddeleri, deterjanlar gibi evsel atıklar, pestisitler gibi tarım ilaçları) korunmuş haldedir. Başka bir deyişle günümüz dünyasının olumsuz bir gerçeği olan biyolojik ve kimyasal kirleticiler doğal mineralli sulara bulaşmamalıdır. Doğal mineralli su kaynaklarının korunmalarının yasal zorunluluk haline getirilmesinin gerekçesi de bu nedene dayanır. Bir mineralli suyun kimyasal kompozisyonu, debisi, çıkışı ve sıcaklığı uzun yıllar değişmeden aynı kalır. Yalnızca, küçük doğal dalgalanma döngüleri görülür ama, temel kimyasal bileşenleri önemli bir değişim göstermez. Doğal mineralli sularda kimyasal bileşim, debi ve sıcaklık değişmezliği iki açıdan önem kazanır. Birincisi, doğal oluşum sürecinin sürekliliğini ve sabitliğini gösterir. İkincisi, kullanım ve tüketimde içerik kalitesi ve güvencesi sağlar. Doğal mineralli sular kimyasal ve mikrobiyolojik olarak temizdirler. Geçerli standartlarda izin verilenler dışında herhangi bir arıtma işlemine tabi tutulmaları söz konusu olamaz. Orijinal temizliklerini garanti altına alan koşullarda toplanmaları ve özel hijyenik koşullara ve önlemlere uyularak kaynaklarının çıkış noktasına yakın bir tesiste paketleniyor ve şişeleniyor olmaları da bu özelliklerini korumaya yöneliktir. |
Doğal mineralli su ile doğal kaynak suyunu ayıran temel özellik çözündürdükleri toplam katı madde miktarıdır. Genellikle, Doğal Mineralli Sular; 500-1000 mg/L üzerinde, Doğal Kaynak Suları ise; 500 mg/L altında toplam çözünmüş katı madde içeren doğal yeraltı suları olarak nitelenmektedir. Aslında, tüm yeraltı doğal sularını bir bakıma mineralli sular başlığı altında toplamak yeterlidir.
Günlük fizyolojik su gereksiniminin karşılanmasında güvenli su kullanımı modern dünyada temel bir gereklilik olduğu kadar DSÖ'ye göre temel bir sağlık hakkıdır. Doğal mineralli sular ve kaynak suları gerek kaynaklarında gerekse şişelendikten sonra hem dünya hem de Avrupa'da geçerli olan uluslar arası düzenlemelere göre güvenli su niteliği taşırlar ya da taşımak zorundadırlar. Dolayısıyla, günlük içme suyu gereksiniminin karşılanmasında şişelenmiş ya da paketlenmiş mineralli su ya da kaynak suyu tüketilmesi tercih edilmelidir. Nitekim, giderek daha geniş topluluklar bu tür suları tüketmektedirler. Ek olarak, taşıdıkları bazı madde ve mineraller nedeniyle, mineralli suların kaynak sularına göre, sağlık üzerine ek olumlu etkilere sahip oldukları söylenebilir. Çünkü minerallerin, içilen doğal mineralli sudan emilip, günlük mineral gereksinimini karşılamaları olanaklıdır. Kaynak sularının tüketilmesi ise, çok düşük oranlarda mineral içerdikleri için güvenli su olarak daha çok günlük fizyolojik su gereksinimini karşılamada yararlıdır. |
Hazmı kolaylaştıran, mide bulantısını önleyen maden suyu, bilinenin aksine soda değildir...
Doğal maden suları hiçbir katkı maddesi içermeyen her haliyle doğal olan sudur. Soda ise maden suyundan tamamen farklı olup su ve sudan yapılan içeceklerde üretim esnasında karbondioksit gazı basımıyla elde edilen ve tamamen ‘yapay’ olan içeceklere verilen isimdir. Maden suyu, ihtiva ettiği tüm mineraller ve karbondioksit gazıyla birlikte, yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıkar ve tamamen doğaldır. Soda ise, su ve sudan yapılan içeceklere üretim esnasında karbondioksit gazı basılmasıyla elde edilen tamamen "soda" olan bir içecektir. Maden suyu yerin en derin katmanlarından çıkar. Çıktığı yerin jeolojik özelliklerini taşır ve magmadan aldığı karbondioksit gazının basıncı vasıtasıyla yeryüzüne çıkarlar. Yeryüzüne çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleri de alarak yol alırlar. Bu sebeple mineralce zengin ve doğal bir içecektir. Tüm maden suları doğal olarak minerallerden oldukça zengindir. Ülkemizde 15 yaş ve üzerindeki yetişkinler ile yapılan bir çalışmaya göre, her yüz kişiden 60'ı henüz maden suyunun ne olduğunu bilmiyor. İçenlerin de yüzde 51'i maden suyunu haftada bir veya daha seyrek tüketiyor. Avrupa'da kişi başına yılda 150 litre maden suyu tüketilirken bu oran Türkiye'de 3 litre civarındadır. |