 Enginarın dikenli iç kısmına ulaşıp yiyebilmek maharet gerektirir ama o kadar faydalı bir besindir ki gerçekten bu çabaya değer. Eski dönemlerde Yunanistan’ da Akdeniz havzasının en “leziz yemeği”, eski Roma’ da ise “ zengin yemeği” olarak benimsenmiştir.
Amerikan Tarım Dairesi’ ne (USDA) göre, enginar, en iyi antioksidan kaynağıdır; brokoli, ıspanak gibi birçok sebzeden daha yararlıdır.
Enginar vücudu toksinlerden arındırma özelliği sayesinde, karaciğerin toksinleri daha çabuk atmasına ve cildin onarımına yardımcı olur. Enginar, içerdiği cynarine adlı etkili madde ile karaciğer ve safra kesesini desteklemektedir. Enginar, safra salgısını artırmakta ve sindirimi kolaylaştırmaktadır. Bunun yanında, kandaki yağ ve kolesterol düzeylerini düşürmede oldukça etkilidir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kan kolesterol düzeyleri 220 mg/dl’den daha yüksek olan 145 hastada, 12 haftalık tedavi sonucu, enginar tüketen bireylerde %10-15 gibi oranlarda önemli derecede bir düşüş olduğu görülmüştür. Enginar, vücutta kolesterolü safra tuzu şekline dönüştürür, safra salgısını arttırarak onların vücuttan atılmasını hızlandırır, aynı zamanda karaciğerde oluşan kolesterolün oluşumunu başlangıçta engellenmektedir. Bu özellikleri sayesinde kalp sağlığının korunmasında da önemli bir sebzedir. Enginar, güçlü bir idrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını düzenlemekte ve bedendeki istenmeyen sıvıların atılmasını kolaylaştırmaktadır. Enginar ayrıca, içerdiği inülin adlı madde nedeniyle, şeker hastalarına tavsiye edilen bir besindir. Bir tür nişasta olan bu madde, sindirilmeye dirençlidir ve kan şekerinin düşürülmesinde etkilidir.
Enginar, prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Yapılan araştırmalarla, enginarın içinde bulunan Cynarine maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, bu maddenin prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtmektedirler. Enginar ayrıca, magnezyum, folik asit, C vitamini ve lif açısından da zengin bir besindir. |