Kafein Nedir? Kafein ve Sağlık Etkileşimi
  Üye Olmak Istiyorum! | Şifremi Unuttum!Login:   Şifre:  
:: Ana sayfa » Fark etmeden diyet » Kafein ve Sağlık Etkileşimi ::

Kafein ve Sağlık Etkileşimi

Kafein ve Sağlık Etkileşimi

Kafein Nedir?

Kafein, önemli fizyolojik etkileri olan alkoloid grubunun azotlu organik bir bileşiğidir. Kahve ağaçlarının (coffea arabica, coffea caneford), çay bitkilerinin (thea sinensis veya comalia sinensis), kakao ağaçlarının (theobroma cacao) tohumlarında ve kola bitkisinin (cola accuminata) meyvesinde bulunur.

Kafein ve metabolitleri, içeceklerde ve biyolojik sıvılarda çeşitli labaratuvar yöntemleri ile saptanabilmektedir. Ultaviolet, spektrofotometre, sıvı-kromotografi, ince tabaka kromotografi, immunoassay, gaz kromotografi ve kütle spektrometre bu yöntemler arasındadır.

Kahvedeki kafeinin çay ve kolalı içeceklerdeki kafeine göre daha kolay emildiği saptanmıştır. Kola gibi bazı alkolsüz içeceklerin pH’ larının düşük olması ve yüksek şeker içerikleri nedeniyle kafeinin emilim oranlarının yavaş olduğu düşünülmektedir.
Kafein yaklaşık % 35 oranında plazma proteinlerinden albümine zayıf şekilde bağlı olarak taşınmaktadır. Ekstrasellüler sıvı % 30-35 ( plazma % 5, lenfosit % 5, interstial sıvı % 20-25 ), intrasellüler sıvı %30-35 (hücreler % 30-35) ve toplam vücut suyunda % 65-68 oranında bulunur.

Kafein karaciğerde değişime uğrar ve birbirini izleyen ve tamamlayan kompleks reaksiyonlar sonucu çeşitli metabolitler oluşur. Bu metabolitlerin büyük bir kısmı kafeinden daha çok oranda olmak üzere idrarda atılırlar. Kafeinin idrarda atımı, idrar pH’ sı veya plazma kafein konsantrasyonundan etkilenmez.

Hangi besinlerde kafein var?

Kafein içeriği değerleri farklılıklar gösterebilmesine rağmen standart bazı değerler kabul edilmiştir. Buna göre; 150 ml kahvenin kafein içeriği kavrulmuş ve öğütülmüş kahve için 85 mg, instant kahve için 60 mg, kafeinsiz kahve için 3 mg kabul edilmiştir. 150 ml olarak servis edilen çay için önerilen kafein içeriği değerleri; yaprak çay için 30 mg, instant çay için 20 mg kabul edilmiştir.

Kola, 180 ml’ lik birim miktarında 18 mg kafein içermektedir. Kakao ve sıcak çikolata 150 ml’ sinde 4 mg, sütlü çikolata 180 ml’ sinde 4 mg ve çikolatalı şeker 28 gramında 1,5-6 mg kafein içermektedir.

Yapılan çalışmalarda elde edilen verilere göre, ABD’ deki genel erişkin populasyonda ortalama 3mg/kg günlük kafein tüketimi ve sürekli kafein tüketen erişkinlerde 4mg/kg/gün kafein tüketim değerleri kabul edilmiştir. Daha fazla kafein tüketen kişilerde ise ortalama 5-7 mg/kg günlük tüketim değeri ölçülmüştür.

Amerika Birleşik Devletindeki 18 yaş altı çocuklarda ortalama günlük kafein tüketimi 1mg/kg civarındadır. Daha ağır içicilerde 2mg/kg/gün bulunmuştur.

Kafein ve Hastalıklarla İlişkisi

Kafein ve sinir sistem üzerine etkileri
Kafein beyin sapındaki solunum merkezini güçlü şekilde uyarır. Yüksek dozda konvülsiyon oluşturur. Santral etkileriyle bulantı ve kusma yapar. Solunum merkezinin karbondioksite duyarlılığını arttırırlar.

Kafein ağızdan 200-400 mg dozunda alındığında psikolojik etkinlik gösterir, dikkati attırır, yorgunluğu azaltır. Kafeinin bellek fonksiyonları üzerinde genellikle bir etkisi yoktur. Kafein uykusuzluk yapma, yorgunluğa karşı direnci attırma ve fiziksel, psikomotor ve intellektüel performansı arttırma gibi diğer psikotrop etkileri yönünden amfetamin ve efedrine benzer.
 Kafein genellikle bağımlılık oluşturmaz. Ancak fazla kahve içenlerde (günde 12-15 amerikan kahvesi gibi) ilaç bağımlılığının temel öğeleri ortaya çıkar. Dozu arttırmak suretiyle yapılan çift-kör denemelerde kafeinin insanda pekiştirici olduğu, tolerans ve fiziksel bağımlılık oluşturabildiği bulunmuştur. Bu olgularda kafeinin kesilmesi disfori, başağrısı, irritabilite, zihinsel konsantrasyonun azalması ve anksiyete ile belli eden hafif bir yoksunluk sendromuna neden olmuştur.

Kafein ve Gastrointestinal sistem üzerine etkileri
Kahve ve kafeinin, gastrik mukozal hücrelerdeki fosfodiesteraz aktivitesini inhibe ederek, gastrik asit ve pepsin salınımını arttırdığı düşünülmektedir. Ayrıca duyarlı kişilerde mide ekşimesine neden olmaktadır.

Yıllardan beri dünyadaki çay tiryakileri, çayın mideyi rahatlatıcı etki yaptığını, midede asitlik yaratmadığını, gaz üretmediğini ve hazımsızlığa da neden olmadığını açıklamışlardır. Bu açıklamanın zamanımızdaki modern tıp araştırma bulgularıyla da uyum içerisinde olduğu, çayın mide salgılarını çoğaltmadığı saptanmıştır.

Çay içerisinde bulunan ve thearubigin adı verilen bileşikler kafein ile tepkimeye girerek mide üzerine kafeinin olumsuz etkilerini önlemektedir. Midenin asit ortamında, tepkime geçerliliğini sürdürmektedir. Ancak alkali bir ortamın oluşması ya da bir anada alkali tepkimeli bir madde ile karşılaşması kafeinin bileşikten bağımsız şekle dönüşerek kana geçmesine ve insan vücudu üzerine belirtilen olumlu etkilerini gerçekleştirmesine neden olmaktadır.

Kafein ve kardiyovasküler sistem üzerine etkileri
Kafeinin kardiyovasküler sistemde belirgin etkileri vardır. Bu etkiler esas olarak sempatomimetik ilaçların yaptıklarına benzer. Ayrıca adrenal medullasında katekolamin salınımını arttırırlar; plazmada renin etkinliğini yükseltirler. Bu etkiler genellikle 330mg dozunda itibaren belirgin duruma gelir. Kalpte orta ve yüksek dozlarda belirgin olarak uyarıların iletim hızını ve kasılma kuvvetini arttırıcı etki gösterir.

Kalbin debisini, yaptığı işi ve oksijen tüketimini arttırır. Koroner kan akımını arttırır. Aritmi oluşturabilir. Damarlarda genellikle genişleme yapar, periferik damar rezistansını düşürür. Ancak beyin damarlarını büzer ve kan basıncını düşürür.

Kafein ve kan basıncına etkisi
Farmakolojik çalışmalarda, kafein verilmesinden sonra, kan basıncıda değişikliğin oluşmadığı veya çok az bir artışın oluştuğu saptanmıştır. Benzer olarak kafeinsiz kahve ile karşılaştırıldığında 4mg/kg kafein içeren kahve verilmesinin kan basıncında küçük bir artışa neden olduğu görülmüştür.
Son yapılan çalışmalarda kafeinin akut olarak, kısa dönemde alınmasının kan basıncını arttırdığı gösterilmiştir. Normotensif bireylerde kahve içilmesinin, kafeinsiz kahve ile karşılaştırıldığında kan basıncını arttırması, kalp hızını azaltması bu etkisinin, esas olarak kahvedeki kafeinden kaynaklandığını düşündürmektedir.

Kafein ve iskelet sistemi üzerine etkileri
Kafein düz kas gevşetici etkisi belirgin değildir. Çalışmalarda kafeinin kalsiyum salınımını arttırarak motor sinir uçlarından asetilkolin salgılanmasını da kolaylaştırarak çizgili kasların kasılmasını arttırdığı görülmüştür. Fakat insanlarda terapotik dozlarda elde edilen konsantrasyonlarda bu etkiler belirgin değildir.

Kafeinin, diüretik etkisinden bağımsız olarak idrarla kalsiyum, magnezyum, potasyum ve sodyum gibi minerallerin atımını da attırdığı belirlenmiştir. Fazla miktarda kafein alımının kalsiyum emilimini olumsuz yönde etkilediği bulunmuştur. Bu nedenle kafein osteoporoz oluşumunda primer bir risk faktörü olarak kabul edilmiştir.

Kafein ve Kanser

Kafein alımının meme kanseri riskini etkilediği öne sürülmüştür. Kafeinin etkisinin hormonal değişikliklerle dolaylı olarak ilgili olduğu düşünülmüştür. Kafein içeren içeceklerle serum estradiol ve globuline bağlanan seks hormonu konsantrasyonları arasındaki ilişki 50 tane premenopozal Japon kadında değerlendirilmiştir. Kafeinin etkisinin kahve ve yeşil çayın etkisinden ayrılmamasına rağmen, kafein içeren içeceklerin tüketiminin gelişmekte olan meme kanseri riskiyle ilgili olan hormon seviyelerini olumlu yönde değiştirdiği görülmüştür.
Kahve tüketimi pankreas kanseri için muhtemel bir risk faktörü olarak görülmektedir. Ancak son yapılan araştırmalar sonucunda pankreas kanseri riskiyle kahve tüketimi arasında hiçbir pozitif ilişki bulunamamıştır.

SONUÇ OLARAK

Kafein, uyarıcı etkileri nedeniyle yüzyıllardır kullanılan bir maddedir. Birçok içecekte (kahve, çay, kolalı içeceklerde), kakao ve kakaolu besinlerin bileşiminde bulunur. Ayrıca kas gevşetici ve antialerjik ilaçların bileşiminde de bulunabilmektedir.
Kafeinin, insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, 1900’ lü yılların başlarında incelenmeye başlanmıştır. Kafein; diüretik, kas ve sinirleri uyarıcı, mide salgısını uyarıcı ve metabolik hızı arttırıcı etki yapar. Orta düzeyde alınan kafeinin (200-300mg) iştah arttırıcı, uyuşukluk ve zihin yorgunluğu giderici etkisi belirlenmiştir.

Kafeinin herkesçe bilinen santral sinir sistemi ve gastrointestinal sistem üzerindeki bu etkilerinin dışında, bilinmeyen daha birçok etkisinin olduğu düşünülmektedir. Araştırmacılar kafeinin kas-iskelet sistemi üzerine etkisi ile ilgili çalışmalar yayınlamışlardır. Kafeinin idrarla atılan Na (sodyum) ve Ca (kalsiyum) miktarını attırdığını ve fazla miktarda kafein alımının Ca emilimini olumsuz yönde etkilediği bulunmuştur. Bu nedenle kafein, osteoporoz oluşumunda primer bir risk faktörü olarak kabul edilmiştir.
Son yıllarda kafeinin koroner kalp hastalığına etkisi üzerinde önemle durulmaktadır. Ancak yapılan birçok epidemiyolojik çalışmadan çelişkili sonuçlar elde edilmiştir. Bulgular kafeini içecekleriyle fazla alan kişilerin aynı zamanda atherojenik diyet de tükettiklerini, bu nedenle epidemiyolojik çalışmalardan sonuç çıkarabilmenin pek kolay olmadığını göstermektedir.
Kafeinin etkileri üzerinde yapılan araştırmaların sonuçlarının yayımlanmasında alkol kullanımı, sigara içme prevelansı, yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi, fiziksel aktivite gibi faktörler karmaşa oluşturmaktadır.

Ne kadar tüketelim?
Günlük maximum alabileceğimiz kafein için; kahve tüketimini günlük 2 fincanla, kola tüketimini günlük 1 bardak ile sınırlandırmalı, çikolata ve çikolata içeren benzeri besinleri de mümkün olduğunca sıklığını ve miktarını azaltacak kadar tüketmek gerekmektedir. Yine çay tüketimini de mümkün olduğu kadar sınırlandırarak açık olarak tüketmekte yarar olmaktadır.