Metabolik Sendromlulara Beslenme Önerileri Metabolik Sendromlulara Beslenme Önerileri
  Üye Olmak Istiyorum! | Şifremi Unuttum!Login:   Şifre:  
:: Ana sayfa » Fark etmeden diyet » Metabolik Sendrom » Metabolik Sendromlulara Beslenme Önerileri ::

Metabolik Sendromlulara Beslenme Önerileri

Metabolik Sendromlulara Beslenme ÖnerileriMetabolik sendrom, ortak genetik ve çevresel ortamlarda gelişen aterosklerotik risk faktörlerinin bir arada bulunmasıyla karakterize bir hastalıktır. Dünyada giderek artan oranda insanı etkileyen morbidite nedeni olarak ilgi uyandırmaya devam etmektedir. Günümüzde insülin direnci sendromu veya metabolik sendrom isimleriyle anılan bu sendromun farklı organizyonlara ait değişik tanımlamalar bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün 1998 raporu ve Ulusal Kolesterol Eğitim Programı (NCEP) 2001 yılı ATPIII metabolik sendrom kriterlerine göre en az üç kritere sahip olmak metabolik sendrom tanısı için yeterli olurken WHO insülin direnci ile birlikte iki kriterin varlığını tanı için yeterli bulmaktadır. Bu tanımlamaların temel bileşenlerini abdominal obezite, insülin direnci, artmış kan basıncı ve lipid bozuklukları oluşturmaktadır.

Metabolik sendromun her bir bileşeninin ayrı ayrı konrolü ile diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi ana hedefi oluşturmaktadır. Metabolik sendrom tanısı konmuş hastalarda öncelikli tedavi; diyet ve egzersiz alışkanlıklarının değiştirilmesine yönelik olmalıdır. Kilo kaybı ile metabolik sendromun her bir parametresinde düzelme sağlanarak, kardiyovasküler kökenli ve tüm nedenlere bağlı ölümlerin azaltılabileceği gösterilmiştir.

Metabolik sendromlu hastalar için tek tip bir diyet yoktur. Her bir hastadaki spesifik metabolik değişiklikler diyet önerilerinin temelini oluşturmalıdır. Hastalığın bileşenlerinin iyileştirilmesinde ve insülin direncinin tedavisinde en etkin yaklaşım, ağırlık kaybını sağlayan, egzersizinde içinde olduğu sağlıklı zayıflama programıdır. Zayıflama programında hedef, ideal vücut ağırlığına ulaşmaktan çok o andaki vücut ağırlığının %5-10’unun 6 ay içerisinde kaybedilmesi esasına dayanmalıdır. Metabolik sendromlu bireylerde vücut ağırlığında ki %10’luk bir azalma ile insülin duyarlılığının arttığı, plazma insülin konsantrasyonunun azaldığı ve lipit profilinin düzeldiğini gösteren birçok çalışma vardır.

Diyetin enerji besin öğeleri miktarı ve türü ile metabolik sendrom bileşenleri arasında önemli bir ilişki vardır. Yüksek yağlı diyetlerin obezite oluşumuna neden olarak insülin direncini arttırdığı bilinmektedir. Diyetteki doymuş yağ miktarının azaltılıp, tekli doymamış yağ asitlerinden zengin yağ kullanıldığında  insülin duyarlılığının arttığını gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Diyet tedavisinde yağdan gelen enerji oranı %30, bunun %7-8 doymuş, %7-8’i çoklu doymamış, %14-15’i ise tekli doymamış yağ asitlerinden sağlanmalıdır.

Metabolik sendromda kullanılacak diyetin karbonhidrat miktarı toplam enerjinin %55’i kadar olmalıdır. Bu tür bir diyette tam tahıl ürünlerinin kullanılması insülin duyarlılığını artırmakta ve metabolik sendrom risk faktörlerini azaltmaktadır. Glisemik indeksi düşük tam tahıl ürünleri, kurubaklagiller, sebze ve meyveler diyete yeterince yer almalıdır. Diyetin protein miktarı enerjinin %15’ni oluştururken, daha çok bitkisel kaynaklı protein ve balık tercih edilmelidir. Alkol tüketimi günde 30 g.’ı aşmamalı ve günlük tuz tüketimi 4 g. ile sınırlanmalıdır.

Metabolik sendrom, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı değişikliği ile önlenebilen veya metabolik sendrom tanısı konduktan sonra tıbbi beslenme tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri ile iyileştirilebilen bir sağlık sorunudur. Metabolik sendromda tıbbi beslenme tedavisinin hedefi insülin duyarlılığı iyileştirmek ve insülin direnci ile ilişkili metabolik ve kardiovasküler bozuklukları önlemek ve düzeltmektir. Metabolik sendromlu hastalalar için tek tip bir diyet yoktur. Her bir hastadaki spesifik metabolik değişiklikler (metabolik sendrom bileşenlerinin varlığına göre), diyet önerilerinin temelini oluşturmalıdır.