Diyet ve egzersizin hem tek başına obezite tedavisinde hem de metabolik sendrom tedavisinde uzun dönemde etkili ve birbirini tamamlayan rolleri vardır. Amerikan College of Sports Medicine ‘in yayınladığı kilo kaybı üzerine stratejiler raporuna göre, tek başına egzersiz tedavisinin kilo kaybı sağladığı yönünde çok az miktarda kanıt bulunmaktadır. Ancak , kilo kaybını göz ardı ederek, kardiovasküler fittness’ı arttırmak vücutta diğer risk parametrelerini; anormal lipit profilleri (HDL-C ve, C-reaktif seviyeleri), insülin resistansı , trombosit fonksiyonu, endotelyel fonksiyonu , C-reaktif protein seviyelerini ve hepsinden öte tip-2 diabet gelişme riskini azaltmaktadır.
Genellikle, kilo kaybı konusunda diyet yapmanın daha etkili olduğu konuşulur ancak egzersiz yapmanın kilo kontrolü ve vücut kompozisyondaki değişiklikler konusunda daha fazla etkileri vardır. Egzersiz hedeflerine karar verirken , sunulması gereken önemli bir soruda ‘’ kişi en çok ne yapmayı sever?’’ olmalıdır.
Institute of Medicine’ın son klavuzuna göre haftada en az 4 gün ,günde 60-90 dk arası orta düzeyden giderek artan bir seviyede egzersiz yapılmalıdır. Therapatic yaşam biçimi değişikliğinde ilk hedef miktarı ne olursa olsun egzersizin devamlılığını sağlamak ve her türlü hareket edilebilecek aktivitenin önemli olduğuna karşı bireyin algısının değiştirilmesi olmalıdır.
Diyet ve egzersiz paremetreleri değerlendirilirken tartışılması gereken bir diğer faktör de enerji dengesinin bileşenleri olmalıdır, çünkü bunlar bireysel olarak ve diyet tüketimine göre değişmektedir. Bu bileşenler dinlenme metabolik hız, besinlerin termik etkisi, fiziksel aktivite ve planlanmış egzersizdir. Enerji harcamasının bileşenleri arasındaki ilişki karışık değildir ancak dinamik ve interaktiftir. Örneğin kalori azaltılması, dinlenme metabolik hızında ve fiziksel aktivitede düşüşe neden olmaktadır. Böylece kalori kısıtlaması kullanılarak tasarlanmış kilo kaybı ile belki de planlanandan daha az bir kayıp sağlanabilir. Ancak kilo kaybı beklentisinin kesin olacağı bir egzersiz ve diyet programı hazırlamak da oldukça zordur.
Araştırmalar göstermiştir ki fazla enerji gerektiren egzersiz programı, çok düşük kalorili bir diyetle birleştirildiğinde vücutta kas hasarını arttırır ve sonuçta katabolik bir durum oluşturur. Bu artmış katabolizma, C-reaktif protein seviyelerini arttırır ve vucutta inflamatuar bir duruma neden olur. Dolayısıyla egzersiz düşük zindelik seviyesinde başlamalı ve yavaş yavaş seviyesi arttırılmalıdır. Şu çok önemlidir ki, diyet, egzersiz ve davranış değişikliğinin yönetimi bizim kontrolümüz altındadır. |