Popüler Diyetleri Uygulamayın. Diyet Kişiye Özeldir. |
Şişmanlık prevelansı artan, kronik zeminde gelişen, tekrar edebilen nöro-kimyasal bir hastalıktır. Bu nedenle tedavisi karmaşık ve güçtür. Günümüzde Amerika Birleşik Devletlerinde toplumun % 65’inin hafif şişman veya şişman olduğu bildirilmektedir. Değerlendirildiğinde Amerikalıların % 31’i şişman, % 34’ü ise hafif şişmandır. Aslında daha da ürkütücü olanı Amerika Birleşik Devletlerinde her yıl toplumun % 1’inin şişman kategorisine ( BKİ > 30 kg/2) geçiş yapıyor olmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), şişmanlığı endemik bir halk sağlığı sorunu olarak tanımlamış ve dünyadaki gelişmiş ve gelişen ülkelerde şişmanlık prevelansındaki artışın, Amerika Birleşik Devletleri'ndekine benzerlik gösterdiğini belirtmiştir. |
 |
 |
Şişmanlık birçok risk faktörüne ve hastalıklara zemin hazırlamaktadır. İnsülin rezistansı, glikoz intoleransı, insüline bağımlı olmayan şeker hastalığı, hipertansiyon, dislipidemi, koroner kalp hastalığı, inme, kalp yetmezliği, safra kesesi hastalıkları, osteoartirit, uyku apnesi, solunum yolu problemleri ve birçok kanser çeşidi şişmanlık ile seyreden sağlık sorunları olarak sıralanmaktadır. Bu nedenlerden dolayı şişmanlık sağlık harcamalarına da bir yük getirmektedir. Son veriler yıllık sağlık harcamalarının % 5.5-7.8’inin (yaklaşık 70-99 milyar Amerikan Doları) şişmanlığa harcandığı yönündedir. Bu bilimsel gerçeklere bakıldığında toplumu tehdit eden bu salgın hastalığa karşı birçok kanıta dayalı olmayan kilo verme yöntemleri bu paydan kazanç sağlamak için toplumu yanlış yönlendirmektedir.
Aslında yapılan çalışmalar bu kötü tabloya rağmen çok iyi bir haberi de yayınlamıştır. Düşük miktarda bile kilo vermenin sağlık açısından büyük faydalar sağladığı bildirilmiştir. Son çalışmalar vücut ağırlığının % 5-10’u kadar kilo kaybına bağlı olarak; glisemik kontrolün sağlandığı, kolesterol düzeyleri ve kan basıncının düzeldiği yönündedir. Bu yüzden bireyler uzun sürede yemek yeme alışkanlıklarını değiştiren bir beslenme sistemi ile mutlaka kilo vermelidirler. Günümüzde şişmanlığın bilimsel tedavisi için National Institutes of Health (NIH), National Heart, Lung and Blood Institute (NHLBI) ve North American Association for the Study of Obesity (NAASO) algoritmi zaten kullanılmaktadır. Bu planda şişmanlık tedavisi için bireyin Beden Kitle İndeksi, şişmanlığa bağlı bir sağlık sorununun var/yok olması, bel-kalça oranı gibi önemli göstergeler, nasıl bir tedavi planı seçilmesi ile ilgili en önemli öngörüleri oluşturmaktadır. Diyet, fiziksel aktivite, davranış değişikliği tedavisi temel olmakla birlikte, ilaçla tedavi, cerrahi girişimler de şişmanlığın tedavisinde yer almaktadır.
Multidisipliner tedavi ekibi içerisinde diyetisyen beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, antropemetri ve bununla ilgili tüm öneri ve ölçümlerden sorumlu birincil kişidir. Bunun dışında uygulanacak yöntemlerde kilo alma riski, bireye özgü olmayan davranış geliştirme stratejisinin asla kalıcı olmayacağı günümüz beslenme biliminde geçerliliğini hala korumaktadır. |
 |
Dünyada birçok kişi kilo vermek veya kilosunu korumaya çalışmak için uğraşmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde şişmanlığın hızla artıyor olması kilo verme konusunu hayli önemli bir durum haline getirmiştir. Ancak French ve arkadaşları 4 yıl boyunca izledikleri Amerikalı erişkinler üzerinde yaptıkları çalışmalarında durumun pek de istenildiği gibi olmadığı görülmektedir. Kilo vermeye çalışan insanların çoğunun günlük alınan enerjide kısıtlamaya giderek daha fazla fiziksel aktivite yaptığını belirleyen çalışmacılar, kilo vermek için bireylerin % 82.2’si egzersizi arttırırken, % 78.7’si yağ alımında azaltma yapmayı benimsemiştir. Ayrıca % 78.2’si yiyecek miktarını azaltmış, % 73.2’sinin ise direk günlük alınan enerjiyi kısıtladığı gözlenmiştir. Ancak kilo verme süresinde alışkanlıklara yönelik yapılmış bu değişiklikler maalesef uzun süreli olmamış, kısa süre sonra bırakılmıştır. Aslında The Institute of Medicine, bireyler kilo verirken kilo vermeye başladıkları beden ağırlıklarından % 5 kadar kaybettiklerinde ve bunu 1 yıl boyunca koruduklarında uzun süreli kilo verme sürecinde anlamlı bir başarı sağladıklarını bildirmektedir. Ancak bilinen bir gerçekte bu kadar uzun süreli bir tedavi planı hastanın amacı ve beklentisi ile uyumlu olmadığı yönündedir bilgileri bizimle paylaştılar. Özetle bireyler hızlı kilo vermenin yolları ile daha yakından ilgilenmektedir. 1997 yılında Foster, kilo verirken hastaların beklentileri ve amaçları ile ilgili yayınladığı makalesinde; BKİ 36.3±4.3 kg/m2 yani ikinci derece şişman kadınlara hedefledikleri kiloları sormuşlar. Kadınların çoğu aktüel ağırlıklarından % 32 kadar az bir vücut ağırlığına sahip oldukları takdirde fiziksel olarak rahat olabileceklerini ifade etmişlerdir. Ortalama 75 kg ağırlığında olan bu orta yaş üzeri kadınların % 32 daha az vücut ağırlık hedefleri hesaplandığında 51kg hedefledikleri görülmüştür. Görüldüğü gibi, kilolu bireylerin bu gerçekçi olmayan vücut ağırlığı beklentilerinde bulunması, bilimsel verilerle sağlık profesyonelleri tarafından önerilen tedavilerin yerine bireylerde daha hızlı kilo verme yöntemine dayalı diyetlere karşı bir heves uyandıracağı sonucu ağır basmaktadır denildi. |
 |
Şişmanlığın prevelansı arttıkça basılan diyet kitaplarının sayısı da dramatik bir şekilde çoğaldığı, bütün diyet sistemleri Harvard Tıp Fakültesinde tartışıldı. 1999-2000 yılları arasında en fazla satılan kitapların % 60’ı diyet kitapları olmuştur. İnternetten www.Amazon.com web adresinden anahtar kelime olarak “weight loss” ile yapılan taramada 1214 adet sonuç çıkmıştır. Genelde bu tip kitaplara bakıldığında en fazla satanların karbonhidrat kısıtlamasını destekleyen diyet akım kitaplarının oluşturduğu görülmüştür. Atkin’s Diet, Carbohydrate Addict’s Diet, Protein Power, Lauri’s Low-Carb Cookbook en popüler örneklerdir. Her kitap farklı bir içerik üzerinde ve beslenme görüşlerine yer vermektedir. 1992 yılından bu yana en çok satan The Atkin’s Diet adlı en popüler diyet kitabı yüksek yağ, düşük karbonhidratlı beslenme üzerine mesajlarını verirken, bunu izleyen ikinci popüler diyet akımı The Zone Diet ise orta düzey yağ ve yüksek protein içermektedir. Diğer orta düzeyde yağ içeren diyet sistemlerine baktığımızda biri Sugar Buster’s diğeri ise Eat Right for Your Type’dır. Son yıllarda ise Dr. Dean Ornish ve Dr. Pritikin çok düşük yağ içeren diyetleri popüler hale getirmişlerdir. Bu diyetlere bakıldığında verilen öneriler US Department of Agriculture (USDA), Department of Health and Human Services, National Institutes of Health, American Dietetic Association, American Heart Association, American Diabetes Association ve American Cancer Society tarafından bildirilen tavsiyelerle zıtlık gösterdiği sonucuna varıldı.
Bu nedenle bazı soruların cevabını bilimsel kanıtlarla bulmak önem kazanmaktadır.
- Popüler diyetler hakkında gerçek anlamda neler bilinmektedir?
- Bilgiler bilimsel anlamda güvenilir midir?
- Popüler diyetler kilo verme ve/veya kilonun korunmasında etkili midir?
- Etkili ise kilo kaybı bileşimi (yağ veya yağsız doku kitlesi), mikro besin öğesi (vitamin ve mineral) düzeyi, metabolik göstergeler ( açlık kan şekeri, insülin duyarlılığı, kan basıncı, lipid profili, ürik asit ve keton cisimcikleri) üzerine etkileri nelerdir?
- Bu diyetler açlık-tokluk, psikolojik durum, kronik hastalıklar (koroner kalp hastalığı, diyabet, osteoporosiz vb…) riskinde azalma konusunda etkiye sahip midir?
- Popüler diyetlerin uzun sürede enerji alımı ve harcamasındaki hormon regülasyonunu sağlayan leptin ve insülin düzeyleri üzerine etkileri nelerdir?
|
 |
|
|