 Mikroorganizma denilince çoğumuzun aklına enfeksiyona neden olan ajanlar gelir. İnsanoğlu vücudunda milyonlarca mikroorganizmayı barındırarak onlarla birlikte yaşamaktadır. Aslında mikroorganizmalarla birlikte yaşamak sağlıklı olabilmenin de kurallarından bir tanesidir. Çünkü bu mikroorganizmaların birçoğu vücudumuzda yararlı mikroorganizmalardır.
Rus araştırmacı Metchnikof yıllar önce Bulgar köylülerinin daha uzun yaşadığını fark etmiş ve bunu araştırdığında buradaki insanların bol miktarda yoğurt tükettiklerini gözlemlemiş ve yoğurdu incelemeye karar vermiştir. Yoğurdu incelediğinde canlı bakterilerle karşılaşmış ve Laktobasillus Bulgarikus adını vermiştir.
Yapılan araştırmaların sonucunda fermente süt ürünlerinden birçok canlı nonpatojen bakteriler izole edilmiş ve bunlar probiyotikler olarak tanımlanmıştır. Başta anne sütü, kefir, ayran, yoğurt ve peynir gibi fermente süt ürünleri probiyotikler açısından en önemli kaynaklardır.
Kısaca nonpatojen canlı mikroorganizmalar olan probiyotikler ağız yolu ile parçalanamayan kolona ulaştıklarında intestinal mikrobiyal balansı geliştirip, zenginleştirerek floraya katkıda bulunurlar ve özellikle de reseptörlere bağlanarak patojen ajanlara yer bırakmaz onların dışkı ile dışarı atılmalarını sağlarlar.
Prebiyotikler ise probiyotiklerin büyüme ve gelişmesini sağlayan, aktivitelerini arttıran sindirilmeyen karbonhidrat bileşikleridir. Prebiyotikler ise başta anne sütü ve lifli gıdalarda ( enginar, kereviz, pırasa, kuşkonmaz ve muz gibi ) bulunurlar. |