 Oruç tutmak dinimizin en önemli farzlarından biridir. Oruç tutanlar hep aynı
dertten yakınırlar. Çok yedim kendimi rahat hissetmiyorum. Doymayacağımı
zannederek önüme konan herşeyi bitirdim kendimi uykuya meyilli hissediyorum.
Ramazan süresince oldukça kilo aldım ne yapacağımı bilemiyorum? Bu gibi
durumları engellemek için sağlıklı beslenmeden yine şaşmamak gerekir. Çünkü
yapılan çalışmalar sonucunda ağır yenilen öğün sonrasında kalp krizi geçirmeye
bağlı ölümlerin olabileceği bildirilmiştir. Bunun dışında kutsal kitabımızda
‘Yiyiniz, içiniz ama aşırıya gitmeyiniz’ gibi önemli mesajlarda
bulunmaktadır.
Ramazan ayında normal beslenme düzenimiz değişmektedir. Normal zamanda 4-5
öğünde beslenirken, oruç tutarken genelde 2 öğüne düşmektedir. Sağlıklı insanlar
oruç tutarken de sağlıklı beslenir ve iftardan sonra az ve sık yerlerse
sağlıklarına kavuşurlar, toksinlerin atımını sağlarlar, kilo almalarını
engellerler. Kimler için oruç tutmak sakınca yaratabilir: Hamile veya
emziren anneler, gelişme çağındaki çocuklar, uzun seyahat yapacak olanlar,
hipoglisemi ve şeker hastalığı gibi uzun süre aç kalması istenmeyen hastalar,
hipertansiyon ve ağır kalp-böbrek hastaları, mide ve sindirim problemlerini
şiddetli yaşayanlar, karaciğer yetmezliği olanlar, psikolojik durumu bozuk
olanlar, akli dengesi yerinde olmayanlardır.
Oruç metabolizmamızda nasıl bir değişiklik yaratır? Oruç ile vücutta meydana
gelen önemli değişiklikler şunlardır: Uzun süre yaklaşık özellikle 12 saat süren
açlık nedeniyle metabolizma az enerji harcar, vücut hareketleri yavaşlar, bazal
metabolizma hızı düşer. Bu açlık süresinde vücudun kendisini küçültmesi anlamına
gelir. Eğer oruç döneminde de diğer günler kadar yada daha fazlasını
tüketirseniz kilo alırsınız ve vücudunuzu yağlandırırsınız. Oruç döneminde
yemekten sonra üşüme hissi ve ardından uyuklama oluşabilir, bu aç kalan vücuda
hızlı ve fazla miktarda besin girmesiyle oluşan kan şekeri hızla yükselmesi ve
ardından hızla düşmesinin yarattığı titremedir.
İftar sofralarında kaçınılması gereken besinler ve pişirme yöntemleri
nelerdir? Fast-food, kızartmalar, hamur tatlıları, çok tuzlu, çok şekerli ve çok
yağlı hazır besinler, salam, sucuk, sosis, kavurma vb... doymuş yağ içeriği
yüksek besinler, sakatatlar (beyin, karaciğer vb...)
Mutlaka iftardan sonra 30 dakika bir yürüyüş yapmanız kan şekerinizi kontrol
edecek, vücudun yüklenmesini önleyecektir.
Dikkat edilmesi gereken hususlar: İftar zamanında çok fazla yemek yiyerek
midenizi doldurmayın, mide gerginliği tansiyonunuzun yükselmesini sağlar, son
yapılan bilimsel çalışmalarda yoğun yemek sonrasında kalbe binen yük nedeniyle
kalp krizi riskinin olduğu yönündedir, yavaş ve az miktarda sık yemeğe özen
gösteriniz. Yemek arasında sıvı alınki besinlerin sidirilmesi kolaylaşsın ve
yeterli sıvı alımıyla ertesi gün susuzluk hissiniz olmasın, bu su veya ayran
veya hemen tüketilmeye hazır taze sıkılmış meyve suları olabilir. Çay veya kahve
içmek istiyorsanız yemekten en az 45 dakika sonra tüketmeye özen gösteriniz.
İftarda öğün düzeni mantığı şu kurallarla inanılmaz kolay, sağlıklı ve
dengeli beslenme örneği: Ramazanda iftarı açmak için küçük bir öğün, akşam
yemeği, ara öğün ve mutlaka sahur olacak şekilde 4 öğün olarak yapılmalıdır.
Erken açılan iftarda 1 su bardağı su, 1-2 adet ceviz, 1-2 adet kuru meyve ve 1
kase sebze veya kurubaklagil çorbası ile açıldıktan sonra biraz dinlenilmeli,
yarım saat sonra sebze ve ızgara et yemeği, yoğurt, bol salata ve kepekli-çavdar
veya buğday ekmeği tüketilmelidir. Ara öğünde küçük bir porsiyon sütlü tatlı,
sütle hazırlanmış hazır tahıl gevreği veya kabuklu meyve en iyi tercihdir.
Sahurda ise hafif bir kahvaltı veya 1 dilim sebzeli ve peynirli gözleme yanına 1
su bardağı ayran olabilir.
Ramazanda iftar sofralarında tercih edilecek besinlerin tok tutucu, insan
sağlığı için gerekli besin öğelerini içeren, diyet lifi, vitamin ve mineralden
zengin olması gerekir. Zeytinyağlı veya etli sebze yemekleri, sebze veya
kurubaklagil çorbaları, bulgur veya kepekli pirinçten yapılmış pilav, kepekli
makarna, haftada iki kere mutlaka fırınlanmış-ızgara veya buğulama balık, yağı
görünmeyecek kadar kırmızı et, derisiz tavuk veya balık eti, taze kabuklu
meyveler, ceviz fındık gibi sert kabuklu meyveler ve zeytin yağı ile hazırlanmış
salatalar, tatlı olarakta demirle zenginleştirilmiş, vitamin ve mineral
destekli, tahıl gevreği veya sütlü ve meyveli tatlılardan küçük parçalar, taze
meyveler tercih edilmesi gereken besinler olmalıdır.
Oruç ve kan şekeri: Oruç sonrası kaş şekerimizin düşmesini engellemek için
Glisemik İndeksi (Gİ) düşük besinlerle beslenmeye özen göstermeliyiz. Glisemik
İndeks yenilen herhangi bir besinin kan şekerini yükseltme yeteneğine denir.
Tükettiğiniz besin kan şekerini ne kadar uzun zamanda ve az miktarda
yükseltiyorsa besinin Gİ düşük denir. Gİ düşük besinler bireylerin daha uzun
süre tok kalmalarını sağlarlar. Ancak besinin Gİ değerini etkileyen bir çok
etken bulunmaktadır. Besinin içerisindeki nişasta miktarı, posa türü, pişirme ve
hazırlama şekli, protein ve yağ miktarı gibi…
Besinlerin pişirilme şekli, nişasta içeriği, protein ve yağ
içeriği, lif içeriği, hazırlama şekli glisemik indeksi
etkilemektedir.
- Pişirme şekli: Örneğin karbonhidrat içeriği yüksek olan
patatesi haşlarken oluşan glisemik yanıt fırınlanmış patatese göre daha
yüksektir. BU NEDENLE BESİNLERİ FIRINLAYARAK TÜKETİNİZ!
- Nişasta içeriği: Kurubaklagiller, tam taneli tahıllar
(pirinç, buğday, mısır vb…) makarna, kuskus, muz, ekmek yüksek oranda nişasta
içerirler ve glisemik indeksleri düşüktür. SAFLAŞTIRILMIŞ VE BASİT
ŞEKER İÇEREN BESİNLERDEN KAÇININ.
- Protein-yağ içeriği: Besindeki protein ve yağ miktarı
besinin mideden boşalımını geçiktirir ve glisemik yanıta cevabı da düşük olur.
Örneğin yağlı sütler light süte oranla daha düşük glisemik yanıt verirler.
- Lif içeriği: Besinin posa içeriği arttıkça sindirimi
geçikir ve glisemik yanıtı da düşük olur. Kepekli besinlerin saflaştırılmış
besinlere oranla glisemik indeksleri düşüktür. Örneğin, kepekli ekmek, çavdar
ekmeği, kepekli pirinç, kepekli spagetti, kuru fasülye, mercimek, nohut, soya
fasülyesi, iç bakla, elma, greyfut, portakal, şeftali. BESİNİN
LİFİNDEN YARARLANMAK İSTİYORSANIZ KABUKLARINI SOYMADAN TÜKETİNİZ.
- Hazırlama şekli: Yine besinleri parçacıklar, püre, suları
çıkartılarak tüketmek glisemik yanıtı arttırır. Meyveleri suyu yerine bütün
olarak tüketmek, patatesi püre yerine fırınlayarak bütün tüketmek, makarnaları
küçük parça yerine (boru, kelebek, spiral) spagetti olarak tüketmek glisemik
indeksi düşürür ve daha kolay kilo vermenize yardımcı olur.BESİNLERİ
TÜKETİRKEN BÜTÜN HALDE TÜKETİN, PARÇALARA AYIRMAYIN. BESİNLERİ PİŞİRİRKEN MÜMKÜN
OLDUĞUNCA BESİNİN KENDİ SUYU VEYA ÇOK AZ SU İLE DÜDÜKLÜ TENCERE VEYA BUHARDA
PİŞRİN.
Gİ etkileyen bir çok etken olsa dahi, beyaz ekmek veya şekerin kan şekerini
yükseltme düzeyi temel alınarak hangi besin ne kadar değerli olduğunu bilmek hiç
de zor değil. Aşağıda bulunan tabloda besinlerin glisemik indeks değerlerini
göreceksiniz. Gİ 60 ve altındaki besinleri tercih ederseniz kan şekerinizi daha
normal sınırlarda ve daha uzun süre tutarak acıkmanızı engellemiş olursunuz.
Glukoz, beyaz ekmek 100 Tam buğday ekmeği, kuru
üzüm, yulaf ekmeği 90 Pirinç, yulaf lapası,
patates 80 Muz, ‘All-Bran’ kahvaltılık tahıl,
krakerler 70 Portakal suyu, kuru fasulye,
spagetti 60 Yoğurt, elma, çavdar ekmeği, arpa
ekmeği 50 Yağsız süt, şeftali,
portakal 40 Kakaolu
süt 35 Tam süt,
greyfurt 25
Oruç ve Kalp Sağlığı: Oruç döneminde de kalp sağlığınızı
korumak için folik asit vitamininden zengin, doymuş yağdan daha az alarak
beslenin. Folik asit günümüzde kalp sağlığının korunmasında olmaz ise olmaz
vitaminlerden biridir. Diyetimde ne yapmalıyım? Salatalara çiğ ıspanak,
semizotu, roka, badem, fındık, ceviz ekleyerek, haftada en az iki kere
kurubaklagil yemeği yiyerek, tam buğday unundan ekmek tercih ederek, kahvaltılık
tahıl gevreklerini cevizle zenginleştirerek, öğünlerde taze sıkılmış portakal
suyu tüketerek folik asitten zengin beslenebilirsiniz.
Folik asitten zengin besinler
En zengin kaynaklar: Tam buğday tanesi, kuru fasulye,
mercimek, ıspanak, semizotu, roka, portakal suyu, badem, fındık, ceviz,
bezelye Orta düzeyde kaynaklar: Lahana, karnabahar, mısır,
taze fasulye Düşük düzeyde kaynaklar: Yumurta, havuç, süt,
domates, portakal, elma.
Hangi besinlerde doymuş yağ bulunur? Tereyağı, margarin,
hidrojenize bitkisel yağ ve mayonez doymuş yağlardan zengin besinlerdir.
Diyetimde ne yapmalıyım? Etleri tüketirken yağı görünmeyecek
kadar kırmızı et, derisi ayrılmış tavuk veya hindi eti , süt ve süt ürünlerinde
ise yağı azaltılmış veya yağsız olanını tercih edilmelidir.
Beslenmenizde bitkisel sıvı yağlara ağırlık verin. Özellikle zeytin yağı ve
ayçiçek yağı en sağlıklı tüketilebilecek yağ çeşitleridir.
Etin işlenmesi ile yapılan salam, sucuk, sosis, pastırma, kavurma gibi
yiyecekler hem doymuş yağ hem de trans yağ asidi içerir. Bu gibi besinler kalp
sağlığı açısından olumsuzluk yaratırken, kanserlerin çoğunda en başta suçlu olan
besinlerdir.
Vücudumuza vazgeçilmez yağ asitlerini sağlamak için haftada iki kere somon,
sardalye, uskumru ve ton balığı gibi derin, soğuk suda yaşayan yağlı balıkları
tüketebilir veya günde 1 tam ceviz yemeniz yeterli olacaktır. Aldığınız
ürünün etiketini mutlaka okuyup içerdiği yağları kontrol ediniz. Örneğin tam
yağlı süt ürünleri %3.5, az yağlı %1.5-2 ve yağsız olanlar %1’in altında yağ
içerir. Yiyeceklerinizi hazırlarken veya satın alırken fırınlanmış,
haşlanmış, ızgara veya buğulama olmasına özen gösteriniz. |