Son Gelişmelerle Şişmanlık Tedavisi Yaklaşımı
  Üye Olmak Istiyorum! | Şifremi Unuttum!Login:   Şifre:  
:: Ana sayfa » Fark etmeden diyet » ŞİŞMANLIK VE OBEZİTE » Son Gelişmelerle Şişmanlık Tedavisi Yaklaşımı ::

Son Gelişmelerle Şişmanlık Tedavisi Yaklaşımı

Son Gelişmelerle Şişmanlık Tedavisi Yaklaşımı

Şişmanlığın temeli genetik, metabolik, psikolojik ve çevresel etmenlerle birlikte düşünülmesi gerekmektedir, yaşam biçiminde şişmanlığın oluşumuna zemin hazırlayan etmenleri iyi belirlemek tedavi sürecini oldukça rahatlatacaktır. Sadece kilo vermeye odaklanmış programlar her zaman başarısızlıkla sonuçlanmaktadır, bu nedenle şişmanlık tedavisi çok temkinli planlanılmalıdır.

Son dönemlerde yapılan çalışmalarda dünyadaki yaşayan tüm obezlerin sağlıksız çevre etkileri nedeniyle kilo almaya başladığı bildirilmiştir.

Bunlar;
besin alımında artış
atıştırmalar
işlenmiş besinleri tercih etme
ev dışında yemek yeme
hızlı yemek yeme seçeneklerinde artış
açık büfelerde yemek yeme
fiziksel aktiviteden uzak bir yaşam
elektronik aletlerin ( bulaşık makinesi, mikser vb…) yaygınlaşması olarak sıralanmaktadır.

Genetik olayların şişmanlığa etkisinin % 25 olduğu çevresel etkenlerin şişmanlığın artmasında daha etkili olduğu ortak bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Teknolojinin gelişimi ile birlikte enerji harcamasında kısıtlama şişmanlığın tetikleyicisidir. Asansör, yürüyen merdiven, araba, otobüs, trenler, bilgisayar kullanımı, video oyunları, ev sinemaları, kablolu tv, televizyonun yaygınlaşması ile aktivitede pasifleşme şişmanlığı tetikleyen etmenler olarak sayılabilir. Yaşamda bireyin kendine ayıracağı vaktin daralması, yemek yeme, fiziksel aktivite, sağlıklı besin seçimini engelleyen faktörlere neden olmakta buda şişmanlığın temel belirleyicisi olarak belirtilmektedir. Hızlı acele geçen bir yaşam şekli, devamlı iş için koşuşturma, gereğinden fazla çalışmak, gece geç vakitlerde iş yerinde kalmak, aile stresi, bireyin egzersize ayıracağı zamanı, sağlıklı yemek için yemek hazırlamayı, kendini rahat hissetmesi için ayıracağı zamanı azaltmaktadır. Sonuç şişmanlığa adım adım yaklaşımı olmaktadır.

  1. Bireylerde realistik kilo kaybını toplam ağırlığının % 8-10’unu 6 ay gibi bir sürede verilmesinin kalıcı olduğu bildirilmektedir.
  2. Sağlıklı Kilo Kaybı Kriterleri için Diyetin;
    a) Sağlıklı besinlerden oluşması.
    b) Minimize kas kitlesi kaybı sağlamalı.
    c) Sağlığın iyileştirilmesini desteklemeli.
    d) Başarılı bir sistem olmalı.
    e) Sağlıklı kiloyu hedefleyip yaşam şekli halinde devamlılığı sağlanabilir olmalıdır. 
  3. Günümüzde zayıflama diyetinin besin öğesi içeriği çok önem kazanmaktadır. Toplam 1200–1500 kalorilik diyetlerle kilo verilmesi önerilen diyetlerin % 10–35 arası protein, % 20–35 arası yağ ve % 45–65 arası karbonhidrat içermesi gerektiği önerilmektedir.
  4. Şişmanlıkta endokrinolojik nedenler kilo alımını veya verimini etkilemektedir. Genelde metabolizmanın hızını etkileyen hastalıklar olabileceği gibi hormon eksiklikleri, sendromlar genelde kilo alımını tetikleyen unsurlar olabilmektedir. Örneğin; Hipotroidi, Leptin hormonu eksikliği, Melonokortin 4 reseptör eksikliği gibi… Bu nedenle kilolu bireylerin iyi bir klinik ön taraması tedavide vakit kaybını önleyebilmektedir. Örneğin leptin eksikliği olan bireylerde özel diyet uygulamadan leptin hormonu verilerek kilo kaybının olması mümkündür. 
  5. Egzersizin tek başına kilo vermede etkin olmadığı görüşü bilimsel çalışmalarla ortaya konmaktadır. Kilo verebilmek için günde en az 700 kalori enerji kaybı ile beraber her gün en az düzenli 30 dakika fiziksel aktivite yapmak gerekiyor. Ancak günümüzde fiziksel aktiviteye Beden Kitle İndeksi değerlerine göre yeni öneriler getirilmiştir. Örneğin; Beden Kitle İndeksi birinci derece obez ise orta düzeyde her gün 60 dakika fiziksel aktivite yapmak ancak kilo kaybının düzenli olmasını sağlamaktadır. Egzersiz yaparken egzersizin süresi, yoğunluğu, dozu, vücut kompozisyonu üzerinde etki yaratmaktadır. Orta düzeyde fiziksel aktiviteyi uzun sürede yapmak ancak yağ yakımına etken olmakta lokal yağ dağılımlarının azalmasına yardımcı olmaktadır.
  6. Son dönemlerde yapılan çalışmalara göre; şişmanlık bir sağlık sorunu olduğuna göre Beden Kitle İndeksi 27 ve 30’un üzerinde olan vakalarda gerekli kriterler belirlendikten sonra uygun ilaç tedavisinin başlanabileceği bildirilmektedir. Burada kullanılacak ilacın yan etkileri, ilacın kilo verme vs… etki mekanizması, ilacı kullanmaya engel bir durumun olup olmadığı iyice belirlenerek hastaya uygun dozda başlanabileceği, sağlıklı beslenme alışkanlıkları+fiziksel aktivite+davranış tedavisi üçgeni içerisinde yer alabileceği ortak kanıdır. Dr. Dyt. Diane Radler, birçok çalışmayı değerlendirerek hazırladığı yazısında, diyet dışı tedavilerin özellikle kilolu bireylerin hayallerini süsleyen “kısa sürede kilo vermenize yardımcı olur”, “mucize buluş”, “Avrupa’dan gelen”, “yağlarınızı yakar”, “metabolizmanızı hızlandırır” gibi ilahi kelimelerle süslü ürünlerin gerçekte etki mekanizmalarının maalesef olmadığını ve kullanımının sağlıklı olmayacağını detaylı olarak anlatmıştır. Hatta özellikle bazı kullanılan bu destekleyicilerin bilinen ve hastalıkların tedavisinde tedavi amaçlı kullanılan ilaçlarla alındığında hayati sorular yaşanmaya gidecek kadar tehlikeli sonuçlar doğurmuş bilimsel çalışmaların olduğunu belirtmiştir.
  7. Davranış tedavisinin şişmanlık ve yeme bozukluklarında uzun sürede çok iyi sonuçlar veren bir tedavi yöntemi olduğu bildirilmektedir. Birçok kilo vermek isteyen şişman birey uyguladıkları düşük kalorili diyet ve yoğun egzersiz sonrasında eski alışkanlıklarına geri döndükleri için kilolarını koruyamamaktadır. Şişmanlıkta davranış tedavisi; şişmanlığa neden olan yemek yeme ve fiziksel aktivite ile ilgili istenmeyen davranışları, istenen davranışlarla değiştirmek veya istenmeyen davranışları azaltmak bunun yanında istenen davranışları yaşam tarzı haline gelmesini sağlamaktır. Davranış tedavisinin temel amacı oluşacak alışkanlıkların yaşam boyu sürecek davranış değişikliğini oluşturmak ve böylece kilo verimi sonrası korumayı da sağlamaktır.