 1. Kanser Kanser ve vejeteryan beslenme üzerinde yapılan çalışmalar diyet antioksidanlarının kanser riskini azalttığını ortaya koymaktadır. Block ve arkadaşlarının yaptığı 200’e yakın çalışmada sebze ve meyve tüketimi ile kolon, pankreas, over, mide, özefagus, akciğer ve cervix kanserleri arasındaki ilişki incelenmiştir. 156 çalışmanın 128’inde sebze ve meyve tüketiminin kansere karşı koruyucu etkisi açıkça ortaya konmuştur. Sebze ve meyve tüketimi düşük olan bireylerin kansere yakalanma riski birçok kanser türü için tüketimi çok olan bireylere oranla iki kat daha fazladır.
Amerika’ da çoğunluğu lakto-vejetaryen diyeti uygulayan kanser insidansı, et içeren diyetle beslenen gruplardan daha düşük bulunmuştur. Vejetaryen grubun tütün kullanmaması akciğer kanser riskini azaltmaktadır. Almanya da uzunlamasına yapılan bir araştırmada vejetaryenlerde kolon kanser mortalitesinin düştüğü gözlenmiştir. Yirmi yıl ve daha uzun süreli vejetaryen yaşam biçiminin genel ve kanser mortalitesinde düşüşe neden olduğu belirtilmiştir. Vejetaryenlerin sağlıklı yaşam kurallarına daha çok özen gösterdikleri gözlenmiştir.
Yapılan 25 çalışmanın 24’ünde akciğer kanserine, 30 çalışmanın 26’sında pankreas ve mide kanserine, 38 çalışmanın 23’ünde kolorektal ve mesane kanserine karşı fitokimyasalların koruyucu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Meyve tüketimi özellikle özefagus, ağız boşluğu ve larinx kanserinden korunmada önem kazanmaktadır. Yine 24 yıl süreyle takip yapılarak oluşturulan bir çalışma sonucunda yüksek oranda flavonoid alımı olan grupta akciğer kanseri riskinde %50 oranında azalma olmuştur.
Hawai de yapılan bir çalışmada elma ve soğanda yüksek oranda bulunan quarsetinin akciğer kanseriyle zıt bir ilişkisinin olduğu bulunmuştur. Yapılan bir çalışmada soğan tüketimi sonucunda yükselmiş plazma quarsetin konsantrasyonunun beraberinde lenfosit DNA hasarına karşı yükselmiş direnç ve bazı oksidatif metabolitlerin idrardaki seviyelerinde düşüş getirdiğini göstermiştir.
Genel vejetaryen diyeti taneli tahıl, yağlı tohumlar, taze sebze ve meyveden zengindir. Bu da karşı koruyucu olarak bilinen antioksidant öğeler; E vitamini, C vitamini, karotenoidler, ve biyoflavonoidlerin alımını arttırır. Bu nedenle de sonuçlardan da anlaşıldığı gibi kanser riskinin vejeteryan bireylerde daha az sıklıkla görüldüğü saptanmıştır.
2. Diyabet
Vejetaryen diyeti posadan zengindir. Diyabet, yüksek posalı yüksek posalı diyet uygulayan gruplarda düşük posalı diyetleri olanlara göre daha az görülmektedir. Yüksek posalı diyet, özellikle şişman diyabetiklerde etkili olmaktadır. Yüksek posalı diyet fiziksel aktivite ile birlikte uygulandığında kilo vermek kolaylaştığında, insülin ve oral diyabetik ajanlara gereksinme azalmaktadır.
Bitki tabanlı diyetlerin bileşimlerinin ve bunların etkilerinin tip 2 diyabetlerin tedavisinde büyük avantajları vardır. Tahılların ve kuru baklagillerin kullanımının; hem diyabetik hem de insülüne dirençli kişilerde glisemik kontrolü geliştirdiği düşünülmektedir.
Uzun dönem kohort çalışmaları tüm tahıl tüketimi hem tip 2 diyabetlerinin hem de kardiovasküler rahatsızlıkların riskini azalttığını göstermiştir. Ek olarak; soya proteinleri, bitki sterolleri, koyu ve yapışkan fibriller (vejetaryen diyetin bir parçası olabilirler) serum lipitlerini azaltmaktadırlar bu da kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskinin de azalabileceğini göstermektedir.
Soya ve diğer sebze proteinlerini hayvan proteinleriyle değiştirildiğinde; renal hiperfiltrasyon, proteinüri ve renal asit yükünü düşürülebilmekte ve uzun dönemde tip 2 diyabetlerinde böbrek rahatsızlıklarının gelişmesi riskini azaltabilmektedir. Bu yüzden vejetaryen diyeti doğal ürünlerden ve besin formlarından dolayı faydalı olamakta ve diyabetlerde hem karbonhidrat hem de lipit anormalliklerine iyi gelmektedir.
3. Osteoporozis
Osteoporozis; kemik mineral içeriğinin azalmasıyla kemiklerin kırılabilir duruma gelmesidir. Kemik yoğunluğunu etkileyen başlıca faktörler;
- Yaş
- Kalsiyum
- D vitamini alımı
- Fiziksel aktivite’ dir.
Sütün yer almadığı vegan diyetinde kalsiyum alımı yetersiz olabilir ve böyle bir diyetin çocukluk ve ergenlikten itibaren uygulanması osteoporozis riskini arttırabilmektedir. Et, kuru baklagillere göre daha çok fosfor, daha az kalsiyum içerir. Dolayısı ile etle beslenenlerde osteoporozis riski daha yüksektir. Vejetaryen diyeti yeterli düzeyde az yağlı süt ürünlerini bulundurduğunda osteoporozis riskini azaltmaktadır.
4. Koroner Kalp Hastalıkları
Son 40 yıl içerisinde deneysel ve epidemiyolojik çalışmalarda elde edilen veriler, diyetin koroner kalp hastalığının oluşumunda önemli faktörlerden biri olduğunu işaretlemektedir. A.B.D.’ de vejetaryen diyetle beslenen Seventh-Day Adventist grubundan toplanan son verilere göre koroner kalp hastalığı riski oluşturan faktörler; yaş, cinsiyet, egzersiz, sigara içme, fındık-fıstık tüketimi, yumurta tüketimi, meyve tüketimi, kurubaklagil tüketimi, kahve tüketimi, ekmek türü, balık tüketimi ve yağlı süt tüketimi olarak sıralanmıştır. |