Yanlış Zayıflama Diyetleri Yanlış Zayıflama Diyetleri
  Üye Olmak Istiyorum! | Şifremi Unuttum!Login:   Şifre:  
:: Ana sayfa » Fark etmeden diyet » DİYET YAPARKEN » Yanlış Zayıflama Diyetleri ::

Yanlış Zayıflama Diyetleri

Yanlış Zayıflama Diyetleri

Günlük enerji alımının kısıtlanması, obezitenin tedavisinde en uygun yöntemlerden birisidir. Ancak bu amaçla kontrolsüz olarak kullanılan ve kısa sürede hızlı ağırlık kaybını hedefleyen çok düşük kalorili diyetler (ÇDKD), düşük kalorili diyetler (DKD) ile bilimsel olmayan birçok diyetler vücutta çok zararlı, çeşitli komplikasyonlara neden olmaktadır. Zayıflama programlarının, kişinin özelliklerine göre (yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite durumu, beslenme alışkanlıkları, v.b.) hesaplanmış oranda enerji, karbonhidrat, protein ve yağ içermesi; yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilmesi ve yavaş ağırlık kaybı ile (0.5- 1 kg/hafta) bireyin yeni beslenme programını yaşam tarzı haline getirmesini sağlayabilmesi gerekmektedir.

Hatalı Zayıflama Programlarının Özellikleri:

  • Kişiye özel olmayan diyetler (özellikle gazete, dergi, televizyon vb. bulunan; kişilerin ibreysel özelliklerini almayan diyetler),
  • Kısa sürede hızlı kilo kaybı vaad eden “şok” diyetler (bu tür diyetlerle ağırlık kaybı kısa sürede sağlanabilse de, hızlı ağırlık kaybı nedeniyle ağırlığın korunması mümkün olamamaktadır),
  • Kişinin gereksinimine göre düzenlenmemiş, kontrol altında yapılmayan çok düşük kalorili diyetler,
  • Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmayıp, özel ürünleri öneren diyetler,
  • Tek besine dayalı diyetler (monoton ve can sıkıcıdır, yiyeceklerden tiksinme duygusu geliştirebilir. Kısa sürede etkili olmasına rağmen ağırlık kaybı kalıcı olmamaktadır. Diyetin besin öğeleri yetersiz ve dengesizdir),
  • Zayıflattığı öne sürülen ve pek çok yan etkisi bulunan ilaçlarla beraber önerilen diyetler,
  • Gerçek kilo kaybı yerine, sadece su kaybına neden olan diüretik ilaçlar veya saunalar,

Günümüzde obezitenin artışıyla birlikte gazete ve dergilerde yer alan moda diyetler bilinçsizce uygulanmaktadır. Bir de proteini çok sınırlı, enerjinin neredeyse tamamı karbonhidrattan sağlanan diyetler vardır. Bu tür diyetlerde hızlı kilo kaybının nedeni yağ dokusundan çok, yağsız vücut kitlesinin (kas kitlesi) kaybı ile ilişkilidir. Başta protein olmak üzere B grubu vitaminleri, kalsiyum, çinko, demir, fosfor ve magnezyum açısından yetersizdir. Diğer moda diyetler gibi yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmamaktadır.

Enerji miktarı çok sınırlı olmasa bile dengesiz düşük kalorili diyetlerde birçok besin öğesinde, özellikle vitamin ve minerallerde yetersizlik söz konusudur. Bu diyetler bireye özgü değişiklikler yapmaya elverişli değildir. Yeterli ve dengeli beslemeyi bir yaşam tarzı haline getiremez ve bu nedenle uygulamaya son verildiğinde geri kilo kazanımı riski çok yüksektir.

Gerçek ağırlık kaybı vücuttaki yağ kitlesinin azalması ile mümkündür. Bunun dışındaki kas ve su kitlesindeki kayıplar hem sağlık açısından risklidir hem de kalıcı ağırlık kaybına neden olmamaktadır. Ağırlık kaybının hızlı olması öncelikle su kitlesindeki azalma ve sonra da kas kitlesindeki azalma ile ilişkilidir. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi en yüksek yağ kitlesi kaybı dengeli diyetlerde, en yüksek su kaybı ketojenik diyetlerde ve en yüksek kas kaybı ise açlık halinde olmaktadır.

Çeşitli Diyetler ile 10 Günde Kaybedilen Ağırlığın Vücut Bileşimine Göre Yüzdeleri

  Su (%) Yağ (%)  Kas (%)
Dengeli Diyet  37,1 59,5  3,4
Ketojenik Diyet 61,2 35,0 3,8
Açlık 60,9  32,4 6,7

 

Ketojenik Diyetler:

Diyetle alınan karbonhidrat miktarının aşırı kısıtlanması (50 g/gün’ den daha az) ile kanda keton cisimciklerinin artmasına neden olan diyetlerdir. Ketojenik diyetler besin öğeleri yönünden dengesiz olmaları ve önemli sağlık sorunları oluşturabilmeleri nedeniyle şişmanlığın tedavisinde kullanılmaları önerilmemektedir. Ayrıca hızlı ağırlık kaybı nedeniyle daha çok vücut suyunda azalmaya neden olur. Gerçek ağırlık kaybı sağlamaz.

Ketojenik diyetlerin yol açtığı sağlık sorunları:

  • Sıvı- elektrolit dengesinde bozukluk (kalsiyum ve sodyum atımı artar)
  • Kroner kalp hastalığı riski artar (hiperlipidemi)
  • Ölüm riski artar ( kalp ritim bozuklukları gelişir)
  • Kalsiyum atımının artması nedeniyle osteoporoz riski yükselir
  • Kalp kapakçıklarında küçülme görülür
  • İdrarda ürik asit miktarı artar

Çok Düşük Kalorili Diyetler

Vücut ağırlığının kilogramı başına 10 kkal/ gün enerji sağlayan diyetlerdir. Hızlı ağırlık kaybına neden olurlar. Vücut ağırlığının hızlı kaybı;

  • Yağsız vücut kitlesinin daha çok kaybına,
  • Bazal metabolizma hızının azalmasına,
  • Kaybedilen ağırlığın korunmamasına,
  • Serbest yağ asitleri ve keton cisimciklerinin artmasına,
  • İyonize kalsiyumun düşmesine,
  • Sodyum, potasyum, magnezyum ve çinko düzeylerinin düşmesine neden olduğu ve ölümle sonuçlanabileceği bilinmelidir.

Çok Düşük Kalorili Diyetlerin Komplikasyonları
Merkezi sinir sistemi, kardiyovasküler sistem, gastrointestinal sistem ve genitoüriner sistem başta olmak üzere ÇDKD’ lerin pek çok sistemle ilgili komplikasyonları vardır.

Bunlar şu şekilde gruplandırılabilir:

  1. Merkezi sinir sistemi: Baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, uyuşukluk
  2. Kardiyovasküler sistem: kalp ritim bozuklukları, kalp kapakçıklarının küçülmesi, tansiyon düşüklüğü
  3. Gastrointestinal sitem: bulantı, kusma, kabızlık, ishal, karın ağrısı, safra taşları
  4. Genitoüriner sistem: adet düzensizliği, böbrek taşları, cinsel isteksizlik
  5. Diğer: yorgunluk, soğuğa karşı hassasiyet, kuru cilt, saç dökülmesi, mineral ve elektrolit dengesizliği, kolesterol ve ürik asit düzeyinde artış

Çok düşük kalorili diyetlerin kullanımında dikkat edilecek noktalar vardır. Aşırı şişman kişiler (Beden Kitle İndeksi 40 kg/ m2) doktor, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapistten oluşan bir ekip kontrolünde en uzun 4 hafta süreyle uygulayabilirler. Uygulama öncesinde tıbbi analizlerinin yapılmış olması ve uygulama sırasında da sürekli tıbbi gözetim altında olmaları gerekmektedir. Kardiyovasküler hastalığı olanlar, karaciğer, böbrek ve gut hastalığı olanlar, psikiyatrik bozukluğu olanlar, kanser ve tün enfeksiyon hastaları ile; gebe, emzikli, çocuk, ergen ve yaşlı bireyler çok düşük kalorili diyetleri kesinlikle uygulamamalıdırlar.

SONUÇ OLARAK;

Obezite tekrar ortaya çıkma potansiyeline sahip, uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyan kronik bir durumdur. Bu nedenle zayıflama programı bireye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirerek uygulayabileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Ayrıca obezitenin tedavisine tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, diyet tedavisinin yanı sıra egzersiz programı ve davranış değişikliği tedavisi de beraberinde gerekmektedir.