 Şişmanlıkla ilgili birçok yayını olan Prof. Dr. Daniel H. Bessesen Erişkin
Endokrinoloğu bireylerin kilo fazlalığına göre tedavi modelinin nasıl olacağını
bireylerin Beden Kitle İndekslerine göre planlamanın daha doğru bir yol
olacağını belirledi.
Beden Kitle İndeksi; ağırlığınızın kilogram cinsinden
değerini boyunuzun metre cinsinden karesine bölümüyle bulunan şişmanlığın
sınıflanmasını gösteren değerdir. Beden Kitle İndeksi 25–29,9 arası bireyler
sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve davranış tedavisi ile kilolarını
verebilirler. Eğer Beden Kitle İndeksi 30–39,9 arasında ve herhangi klinik
sorunu yoksa sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve davranış tedavisi, eğer
sağlık sorunu varsa (kan yağlarında yükseklik, kan şekerinde artış vb…) uygun
beslenme tedavisine ek olarak endokrinolog ile tıbbi destek gerekmektedir.
Buradan çıkaracağımız en önemli sonucun şişmanlığın getirdiği sağlık sorunları
olmadan, kilo fazlalığımızın miktarını değerlendirmeden gelişi güzel ilaç
kullanmamamız gerektiğidir. Yani kilom durdu hızlandırmak için ilaç kullanmak
sağlık açısından oldukça sakıncalıdır.
Amerikan Şişmanlık Araştırma ve Eğitim Merkezi, Colorado Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Merkezi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Kürsü Başkanı olan Dr.
Bessesen ‘ diyet ve egzersiz genelde etkili ve riski olmayan tedavi yöntemidir.
Diyet ve egzersize göre ilaç tedavisi etkili ancak hem maliyeti yüksek hem de
klinik riskleri bulunmaktadır’ demektedir.
Peki, kullanılacaksa nasıl kullanılmalıdır? Şişmanlığın bir hastalık olduğu
ve bazı özel durumlarda ilaçlarla tedavisinin gerektiği ve tüm ilaçların olduğu
gibi, şişmanlıkta kullanılacak ilaçların da yan etkilerinin olduğu
vurgulanmalıdır. İlaç tedavisine kozmetik ve estetik nedenlerle değil, tıbbi
endikasyonlar nedeniyle başlanmalıdır. İştahı baskılayan tedavilerin, karın
çevresindeki yağların yok edilmesi, kanda oluşacak anormal lipid
değişikliklerinin önlenmesi ve tansiyon yükseltmeyi önleyici gibi ek yararları
bulunmaktadır.
İlaç tedavisi tek başına değil, her zaman uygun yeme alışkanlığı ve fiziksel
aktivitenin ön planda yer aldığı bir programın parçası olarak uygulanmalıdır.
İlaç tedavisinin, sadece ilaçların kullanıldığı sürede etkili olduğu
vurgulanmalıdır. Birey ilaç kullanıyorsa kilo verme süreci sonunda yeme
alışkanlığı ve aktivite paternlerinde değişiklikler dahi yapmış olsa ilaç
kesildiğinde kilo alma beklenir. Bu nedenle bu ilacı yazan hekimin yaşam
tarzındaki önemli değişikliklerin sağlanması için hastayı beslenme uzmanına sevk
etmesi gerekir.
Aslında ilaç kullanımının getirdiği ciddi sorunlar da vardır. Günümüze kadar
içerisinde deksfenfluramin, fenfluramin ve fentermin etken maddelerinin
bulunduğu çok popüler olan iki ilacın tedavi süresinde bireylerde yaptığı
valvüler kalp hastalığı ve pulmoner tansiyon nedeniyle piyasadan kaldırıldığı
bilinmektedir. Bu durumdan sonra şişmanlıkta ilaç tedavisinin kullanımı
karmaşaya neden olmuştur. İştahı baskılayan tedavilerle ilgili en önemli sorun
pulmoner hipertansiyon, valvüler kalp hastalığı, giderek artan nefes darlığı ve
ayak bileklerinde oluşan ödemdir. Bu durum, son derece ender görülen ancak ciddi
bir yan etkidir. Genelde bu yan etkilerin ilaç kullanımının aralıklı veya
sürekli olarak 3 aydan uzun süre kullanımdan kaynaklandığı da bir
gerçektir. Etken maddesi deksfenfluramin, fluoktesin, amfetamin türevi
olsada ağız kuruluğu, ishal veya kabızlık, depresyon, uykusuzluk, sinirlilik,
kalp atışında artma görülebilen diğer yan etkilerdir.
İlaç tedavisi olasılıkla ikinci seçenek olarak düşünülmeli ve başka
girişimler başarılı olmadığı takdirde tıbbi nedenlerle daha çok kilo kaybı
gerekli olduğunda kullanılmalıdır. Ayrıca ilaç tedavisine ne zaman
başlanacağının belirlenmesi kadar ne zaman sonlanacağının da tedavi süreci
içerisinde karar vermek gerekmektedir. Ancak gelecekte beslenme tedavisine
yardımcı olabilecek sağlığı tehdit edici riskleri az olan ilaçlar şişmanlığın
tedavisinde yer alabilir. |